Yıldız Teknopark Temmuz 2020 Haber Bülteni

Ekleme Tarihi 31.7.2020

Yıldız Teknopark Temmuz 2020 Haber Bülteni

Yıldız Teknopark’ta Covid-19’a Etkinliği Kanıtlı Alkolsüz, Tamamen Doğal Ve El Dostu Dezenfektan Geliştirildi

Yoğurt Asidinden Yapılan Dezenfektan

Virüsü Tamamen Öldürüyor

Yıldız Teknopark’ta faaliyetlerini sürdüren Yıldız Kuluçka firması Durak Nano Bio Teknoloji Arge, etken maddesi alkol olmayan tamamen doğal ve etkili bir el dezenfektanı geliştirdi. Bu dezenfektan halk arasında yoğurt asidi olarak da bilinen laktik asit ile karanfil, kekik, okaliptüs, çay ağacı, aleo vera gibi bazı esansiyal bitki yağlarının karışımından oluşuyor. Üretim izin süreçleri tamamlanan ürünün üretimi konusunda ise AB Gıda ile anlaşma yapıldı.

Her ne kadar normalleşme sürecine girsek de koranavirüsle mücadelemiz devam ediyor. Bu mücadelede maskelerden sonra yanımızda ayırmadığımız bir başka ürün ise dezenfektanlar. Elimizi temiz tutmak için sürdüğümüz dezenfektanlara, ortam temizliğinde de ihtiyaç duyuyoruz. Zemin ve ortamlar için kullandığımız dezenfektanlar kötü kokuyor, elimize sürdüklerimiz ise derimizi inceltip, yıpratıyor. Hem rahatsızlık vermeyen hem de virüslerden bizi koruyacak dezenfektan ihtiyacını gören bir bilim insanı alkolsüz doğal ve etkili dezenfektanlar geliştirdi.

Yıldız Kuluçka bünyesinde kurulan Durak Nano Bio Teknoloji Arge’nin sahibi, Doç.Dr. Muhammed Zeki Durak’ın geliştirdiği el dezenfektanı halk arasında yoğurt asidi olarak da bilinen laktik asit ile karanfil, kekik, okaliptüs, çay ağacı, aleo vera gibi bazı esansiyal bitki yağlarından oluşuyor. Covid 19 virüsünü tamamen yok ettiği ve sağlıklı hücrelere karşı ise herhangi bir zararının olmadığı testlerle kanıtlanan bu ürün için ruhsat ve üretim izni süreci tamamladı. Ve yakın zamanda da bu dezenfektanın üretimi için AB Gıda ile anlaşma yapıldı.  

Neden Dezenfektan Geliştirdi

Doç. Dr. Muhammed Zeki Durak, Yıldız Teknik Üniversitesi akademisyenlerinden.  Bio teknoloji alanında araştırmalar da yapan Durak, Yıldız Teknopark   Kuluçka Merkezi’nde  2012 yılında Durak Nano Bio Teknoloji Arge şirketini kuruyor. Farklı ürünlerin geliştirilmesi üzerine çalışan şirket, antimikrobiyal gıda ambalajları, ekşi hamur stateri ve tozu geliştirerek işe başlıyor. Bu konuda Halk Ekmek başta olmak üzere farklı şirketlerle çalışmalar yapılıyor.  Bu projelerinde fikrin oluşumu, fon bulunması, proje yazımı- yönetimi ve yürütülmesi, paydaşların bir araya getirilmesi, çıkacak fikri ve sınai hakların yönetimi, bunların ekonomik katkıya dönüşmesi ve ticarileştirilmesi konusunda da Yıldız TTO’dan destek almış.

Durak, biyosensörler, kan tanı test kitleri ile bazı nanoteknoloji ürünlerinin geliştirilmesi üzerine çalışırken, tüm dünya koronavirüs ile tanışıyor.  Bu salgın sürecinde insanların dezenfektan ihtiyacı doğuyor. Ancak piyasada olan dezenfektanların bir kısmı virüsü öldürmüyor, bir kısmı ise deri dış tabakasını inceltiyor ya da deriye ciddi zararlar veriyor. Bu zararları gören Durak, insan sağlığına zararı olmayan, alkolsüz ve virüslere karşı etkili bir dezenfektan yapmak için kolları sıvıyor.

Yoğurt asidi, esansiyel ve pelemir yağlardan oluşan dezenfektanı da el dezenfektanı olarak düşünen Durak, “Halk arasında yoğurt asidi olarak da bilinen laktik asit ile karanfil, kekik, okaliptüs, çay ağacı, aleo vera gibi bazı esansiyal bitki yağlarının da antimikrobiyal özelliklerini araştırarak nano-teknolojinin de verdiği imkanlarla alternatif ve optimum bir ürün daha geliştirdik” diye konuşuyor.

Ürün Testleri Yapıldı

Amerika’nın köklü üniversitelerinden biri olan Utah Üniversitesi’nin antiviral merkezinde ürünün Covid-19’a karşı testlerinin yapıldığını aktaran Durak, “Yapılan testlerde, ürünün Covid-19 virüsünü tamamen inhibe ettiği ve sağlıklı hücrelere karşı herhangi bir zararı olmadığı tespit edildi. Bu şekilde belki de Covid-19’a karşı yerli olarak geliştirilen ve etkinliği Covid-19’a karşı kanıtlanan tek antimikrobiyal-antiviral ürün olduk” diyor.

Şu anda mevcut iki ürünün ruhsat ve izin başvuru süreçlerinin tamamladığını aktaran Durak, ticarileşme sürecinde ise AB Gıda ile anlaştıklarının da bilgisini veriyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi Patentlerini Ticarileştirmeye Devam Ediyor 

Yıldız Teknik Üniversitesi hak sahipliğindeki patentlere konu teknolojileri sanayiye transfer etmeyi sürdürüyor. Bugün yapılan anlaşma ile medikal alanda kullanılan, yüksek saflıkta kemik tamamlama tozu(kemik grefti) ve sistit solüsyon ile ilgili buluşlara dair patenler Betatech Medical Cihazlar Sanayi Mümessilik’e devredildi. Bu anlaşma sayesinde ürün satışıyla birlikte Yıldız Teknik Üniversitesi 2 milyon TL gelir elde edecek. Şirket ise 3 yılda 7 milyon TL net gelir elde etmeyi hedefliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın hazırladığı, Onbirinci Kalkınma Planı’nda bulunan hedeflerden biri de, Ar-Ge ve yenilik projeleri sonucunda ortaya çıkan ve patent ile korunan teknolojilerin, lisanslanama veya devir yolu ile Türkiye’de yerleşik firmalara aktarılması.  Yıldız Teknik Üniversitesi de bu konuda yaptığı çalışmalarla dikkati çeken kurumlardan.

Bugün bu doğrultuda medikal alanda kullanılan, yüksek saflıkta kemik tamamlama tozu (kemik grefti) ve sistit solüsyon ile ilgili buluşların patent devri yoluyla transfer edilmesi için Yıldız Teknik Üniversitesi ve Medical Cihazlar Sanayi Mümessillik arasında bir anlaşması imzalandı. Bu anlaşma ile 1.4 milyon TL’ye devreliden patentlerden Yıldız Teknik Üniversitesi’nin elde edeceği gelirin, ürün satışı ile birlikte 2 milyon TL olması bekleniyor. Firma ise patent devrine konu ürünlerin satışından 3 yılda 7 milyon TL net gelir elde etmeyi hedefliyor.

İlk Patent Devri Değil

Aslında Yıldız Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi (YTÜ TTO) tarafından yapılan patentlere konu teknolojilerin sanayiye transferi ile ilgili çalışmalar 2019 yılında ilk meyvelerini vermişti. 20 Kasım 2019 tarihinde yapılan patent lisans imza töreni ile Yıldız Teknik Üniversitesi hak sahipliğindeki bir patent, buluşu üretme kabiliyetine sahip Avrupa İmplant San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. firmasına lisanslama yoluyla transfer edilmişti.  

Patent devir sözleşmesi imza töreninde bu konuya değinen Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Bahri Şahin, “Dünyadaki üniversitelerin yaptığı gibi biz de kendi Ar-Ge’mizi yapıyoruz. Üniversitemizde öğrenci ve akademisyenlerimizin bu alanda kurduğu şirket sayısı gün geçtikçe artıyor. 2016 yılında 14 olan akademisyenlerin kurduğu şirket sayısı bugün 43 olurken, öğrenci mezunlarımızın kurduğu şirket 2016’da 10 iken bugün 56’ya ulaştı. Üniversitemizin tescilli patent sayısı ise 2016’da 9 iken bugün 31’e yükseldi. Bununla da kalmıyoruz mezun ve akademisyenlerimizin alın teriyle geliştirdiği buluşları patent devriyle ticarileştiriyoruz. Geçen yıl yaptığımız patent lisans anlaşmasına bu yıl bir yenisini daha ekledik. TÜBİTAK bu konuda verdiği destek patentlerin ticarileştirilmesini cesaretlendiriyor.” diye konuştu.

Ürün Piyasaya Ne Zaman Çıkacak?

Buluş sahibi Prof.Dr. Afife Binnaz Hazar Yoruç ise 6 yıldır devam eden çalışmalar sonucunda 2 tane patent aldıklarını anlattı. Bu başarılı teknoloji transferinin Yıldız Teknik Üniversitesi’nin üniversite sanayi iş birliği kültürü oluşturma çabalarının sonucu olduğunu dile getiren Yoruç, klinik beklenti, pazar talebi, doğru ekip kurmanın medikal pazara uygun üretmek için önemli parametreler olduğunun da altını çizdi.  

Törende konuşan Betatech Medical ortaklarından Güven Gürbüzer, patentin ticarileştirilmesiyle ilgili olarak şöyle konuştu:

“Bugün sağlık teknolojileri alanında ihracat potansiyeli olan iki ürünün yerli ve milli marka altında üretilmesi için bir adım atıyoruz. Bu, yeni katma değerli ürünler üretme konusunda bizim için bir başlangıç. Bu ürünler şirketimizin saygınlığı ve firma değerini ileri taşıyacak. Ürünler 2020 son çeyreğinde Türkiye ve dünya pazarında yerlerini alacak ve sağlık sektörünün hizmetine sunulacak.”

Fikri hakların korunması ve patent üretkenliğinin artışındaki başarıyı bu patentleri ticarileştirilmesi alanında da yaratmak gerektiğini söyleyen TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, “TTO’ların sürdürülebilirliğini sağlanması için geliştirilen teknolojilerin hızla sanayiye aktarılması büyük önem taşıyor. Patentli teknolojileri kullanmak isteyen şirketlere önemli destekler sunuyoruz.” dedi.  

TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. Habip Asan ise konuşmasında şu noktalara değindi:

“Türkiye’de 2002’de yıllık patent başvuru sayısı 400’dü.  2020 yılının ilk altı ayında ise başvuru sayısı 3 bin 172 sayısına ulaştı. Pandemiye rağmen bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artış var. 2000’li yıllarda ne kadar patent başvuru sayısı soruluyordu. Şimdi ise bunların ne kadarının ticarileştiği soruluyor. Yıldız Teknik Üniversitesi’ni bu anlamda tebrik etmek istiyorum. Patentlerin ticarileştirilmesi geçen yıl da bu yıl da örnek olacak çalışmalara imza atıldı.”

İlgili Görseller